İLAHİ AKIL MATRİKSİNİ DOĞRU OKUMAK
- Erson Demirci
- 1 gün önce
- 4 dakikada okunur

Bedene Hapsolmuş İnsan Evrensel Yasaları Nasıl Okur?
İnsan dünyaya geldiğinde kendisini önce bedeniyle tanır. Gördüğünü gerçek, dokunduğunu var, ölçemediğini ise çoğu zaman belirsiz kabul eder. Oysa insanın en büyük yanılgısı, bedeninin kendisi olduğunu düşünmesidir.
Beden insanın hapishanesi değildir; fakat yalnızca beden bilinciyle yaşamak, insanı dar bir gerçeklik alanına hapsedebilir. Çünkü insan yalnızca etten, kemikten ve sinir sisteminden oluşan biyolojik bir yapı değildir. Aynı zamanda çevresinden sürekli veri alan, bu verileri yorumlayan, duygular üreten, anlamlandıran ve sonunda bir kimlik modeli oluşturan canlı bir bilinç sistemidir.
RPM™ perspektifinden bu süreç şöyle işler:
ALGILAMA → DUYGU → ANLAM → KİMLİK → YAŞANAN GERÇEKLİK
İşte insanın “İlahi Akıl Matriksini” okuyup okuyamaması, büyük ölçüde bu zincirin nasıl çalıştığıyla ilgilidir.
EVREN KONUŞUR; FAKAT KELİMELERLE DEĞİL
Evrensel düzeni yalnızca gökyüzünden gelen mistik mesajlar olarak düşünmek meseleyi fazlasıyla basitleştirir.
Evren insana olaylarla, ilişkilerle, tekrarlarla, zamanlamalarla, karşılaşmalarla, sonuçlarla ve neden–sonuç bağlantılarıyla sürekli veri sunar.
Bir ilişkinin sürekli aynı noktada kırılması bir veridir.
Aynı hatanın farklı insanlarla tekrar edilmesi bir veridir.
İnsanın hayatında sürekli benzer ekonomik, duygusal veya sosyal darboğazlarla karşılaşması da bir veridir. Burada önemli olan soru şudur: “Neden bu olay benim başıma geliyor?” değil; “Bu olay bana kendi sistemim hakkında ne gösteriyor?” sorusudur.
Bu soru değiştiğinde algı değişir.
Algı değiştiğinde duygu değişir.
Duygu değiştiğinde verilen anlam değişir.
Anlam değiştiğinde insanın kendisi hakkında oluşturduğu kimlik de değişmeye başlar.
İşte RPM™ açısından bilinç gelişimi tam burada başlar.
İLAHİ AKIL MATRİKSİ NEDİR?
“İlahi Akıl Matrisi” kavramını, kör bir metafizik inanç yerine evrensel düzenin işleyişini anlatan sembolik bir sistem modeli olarak ele alabiliriz.
Doğadaki hiçbir sistem tamamen başıboş değildir.
Atomlardan hücrelere, hücrelerden organlara, ekosistemlerden galaksilere kadar varlık; ilişkiler, dengeler, geri bildirimler ve döngüler üzerinden çalışır.
İnsan da bu sistemin dışındaki bir gözlemci değildir.
Sistemin içindeki sistemdir.
Bu nedenle insanın düşüncesi, duygusu, davranışı ve karakteri yalnızca kendi özel dünyasını değil; ilişki kurduğu daha büyük ağları da etkiler. Buna “rezonans” diliyle baktığımızda insan, sürekli hem sinyal alan hem de sinyal gönderen bir bilinç odağıdır.
Özünden ne kadar uzaklaşırsa dış dünya ile çatışması artabilir.
Özü, gözü ve sözü birbirine yaklaştıkça ise karakter bütünlüğü oluşur.
ÖZ → insanın iç hakikatiGÖZ → hakikati algılama biçimiSÖZ → algılanan hakikatin dünyaya yansımasıdır.
Üçü birbirinden koparsa insanın iç sistemi bölünür.
Üçü birleşirse şahsiyet ortaya çıkar.
BEDENE HAPSOLMAK NE DEMEKTİR?
Bedene hapsolmak fiziksel beden içinde bulunmak değildir.
Bedene hapsolmak;
“Gördüğümden başka gerçek yoktur.”
“Ben yalnızca sahip olduklarımdan ibaretim.”
“Benim değerimi dış dünya belirler.”
“Benim kimliğim mesleğim, param, güzelliğim veya sosyal statümdür.” şeklindeki bilinç sınırlılığıdır.
İnsan kendisini yalnızca maddi kimliği üzerinden tanımladığında, yaşamın gönderdiği daha derin verileri okumakta zorlanır.
Çünkü bütün dikkati sonuçlara yönelmiştir.
Oysa kozmik bilinç sonuçtan önce sisteme bakar.
Bir ağacın kuruyan yaprağına değil, köküne bakmak gibi…
RPM™ de insanın yalnızca davranışına değil, davranışı meydana getiren iç algoritmaya yönelir.
Ne gördün?Ne hissettin?Ne anlam verdin?Bu anlamdan nasıl bir “ben” oluşturdun?
İnsanın kader diye yaşadığı birçok tekrarın ardında bu görünmez algoritmalar bulunabilir.
EVRENSEL YASALAR NASIL OKUNUR?
Evrensel yasaları okumak geleceği tahmin etmek değildir.
Asıl mesele, örüntüyü okuyabilmektir.
Yaşamın tekrar eden düzenlerini görmek…
Sebep ile sonuç arasındaki bağlantıyı fark etmek…
Duyguların kararlarımız üzerindeki etkisini anlamak…
Kendi karakterimizin ürettiği sonuçlarla yüzleşebilmek…
Ve en önemlisi, insanın dış dünyayı değiştirmeden önce kendi algı sistemini inceleyebilmesidir.
İşte burada vicdan devreye girer.
Vicdan yalnızca “iyi insan ol” diyen ahlaki bir ses değildir. Daha derin anlamıyla vicdan, insanın kendi davranışıyla evrensel denge arasındaki uyumsuzluğu fark edebilme kapasitesidir.
İnsan söylediğiyle yaptığı arasındaki mesafeyi görmeye başladığında bilinç gelişir.
Çünkü evrensel dürüstlük yalnızca başkalarına doğruyu söylemek değildir.
Kendine yalan söylememektir.
İNSAN, EVRENSEL MATRİKSİN OKUYUCUSUDUR
Belki de insanlığın temel sorunu bilgi eksikliği değildir.
Yanlış okuma problemidir.
Aynı olay bir insan için yıkım, başka biri için uyanış olabilir.
Aynı kayıp birini öfkeye, diğerini derin bir farkındalığa götürebilir.
Demek ki yaşanan olay tek başına kader değildir.
Olayın bilinç tarafından nasıl işlendiği de kaderin oluşumuna katılır.
Burada insan pasif bir kurban olmaktan çıkar ve kendi yaşam mimarisinin bilinçli katılımcısına dönüşür.
Kozmik bilinç dediğimiz şey de belki gökyüzünden olağanüstü bilgiler almak değil; bütünün içinde nerede durduğunu anlayabilecek kadar geniş bir algıya ulaşmaktır.
İnsan kendi frekansını değiştirdiğinde evrenin fizik yasalarını değiştirmez.
Fakat neyi gördüğünü, neye yöneldiğini, neye anlam verdiğini ve nasıl davranacağını değiştirir. Bunun sonucunda yaşamında meydana getirdiği olasılık alanı da değişmeye başlar.
MATRİKSİN ANAHTARI: ÖZ–GÖZ–SÖZ
İlahi Akıl Matriksini okumak isteyen insanın önce kendi iç matriksini okuyabilmesi gerekir.
Çünkü dışarıdaki evrensel düzeni anlamaya çalışan araç yine insan bilincidir.
Araç bulanıksa okunan veri de bulanıklaşır.
Bu nedenle gerçek bilinç gelişimi dışarıda değil, içeride başlar.
Özünü tanı.Gözünü temizle.Sözünü özünle birleştir.
Algını gözlemle.
Duygunu tanı.
Verdiğin anlamı sorgula.
O anlamın hangi kimliği yarattığını fark et.
Çünkü insan kendi iç yazılımını okuyamadığı sürece evrensel yazılımı doğru okuduğunu sanabilir.
Ve belki de İlahi Akıl Matriksinin en temel yasası şudur: İnsan, evreni yalnızca olduğu gibi değil; kendi bilinç seviyesinin izin verdiği kadar görür.
Bilinç genişledikçe görünen dünya değişmez.
Dünyayı gören insan değişir.
İşte gerçek dönüşüm burada başlar.
Kendini okumayı öğrenen insan, yaşamı okumaya başlar.Yaşamı okumayı öğrenen insan ise evrensel düzen içindeki hakiki yerini keşfeder.
RPM™ — Reality Perception MatrixAlgını değiştir. Anlamını yeniden kur. Kimliğini bilinçle inşa et.
Daha fazlası: askozu.com

Yorumlar